2 Kasım 2012 Cuma

Resmî dili kaldırsak mı



Amerika’da resmî dil yok:
Çoğunuzun şaşıracağı bir bilgi vereceğim: Amerika‘da resmî dil yok... Yani bizim anayasamızda yer alan “Devletin resmî dili Türkçedir” benzeri bir ibare yok Amerikan anayasasında. Evet, 30 eyaletin kendi eyalet anayasalarında İngilizce resmî dil. Ama bu bir şey fark ettirmiyor. Oralarda bile devlet dairelerinde farklı dillerin kullanımına getirilen bir yasak ya da sınırlama yok, kimse size zorla İngilizceyi dayatmıyor. İşin esası şu; İngilizce denen dil, Amerika’nın genelinde sadece de facto olarak ulusal çapta kullanılan bir dil hâline gelmiş de jureolarak değil.


Bir ülkede birden fazla resmî dil:
İçinizden Allah Allah diyenleriniz vardır. Sahiden Amerika bu kadar farklı ırkları ve dilleri barındırdığı hâlde resmî dili yok. Çünkü sizin bir devlet olarak bir diliresmî dili seçmeniz diğer dillerin ister istemez değerini düşüren bir uygulama... İkincisi, resmî dil kavramı biraz yabancı korkusundan biraz da saf ırkçılıktan türüyor... Dünyanın pek çok ülkesinde uygulanması da bu işin doğruluğunu göstermez... Dünyanın pek çok ülkesindeki cumhuriyet rejimleri o rejimlerin demokratik rejimler olduğunu göstermediği gibi... Farklı modeller de var: İki resmî dilli Kanada, dört resmî dili olan İsviçre gibi... İki ülke de çok güçlü ve barışçı...

Bazıları bütün bunların bizim için karmaşık, tuzaklı ve tehditkâr olduğunu düşünebilir çünkü bizde siyasal sistem ipin üzerinde yürüyen ve bir türlü öteki uca ulaşamayan bir cambazın ruh hâli ile hareket ediyor: Her an düşüp, paramparça olabilirim korkusuyla kendi dışındaki etkilere, seslere, radikal değişimlere kapalı ve alerjik. Orada hiç değişmeden yürüyebildiği için de hastalıklı derecede narsist ve kibirli.


Toplumsal hayaller mi:
Peki nasıl oluyor da 100’ün üzerinde dilin konuşulduğu ABD denen ülke, dünyada birlik ve bütünlüğü en iyi sağlayan ülke... Nedeni basit: Amerika bu konudaki gücünü dil, din, ırk gibi kişilerin doğuştan miras aldığı değerlerden değil, sonradan edinilenpolitik ideallerden, toplumsal hayallerden ve iyi bir hayat hevesinden alıyor. Farklı dillerden korkmaması bu yüzden, Franco’nun Bask ve Katalanlara, Rusya’nın eski Sovyet cumhuriyetlerine, Britanyalıların İrlandalılara yaptığını yapmaması yani belli bir dili zorla dayatmaması bu yüzden.


İyimser Amerika:
Amerika’da halk gönüllü olarak o dili zaten öğrenmeye çalışıyor, ekonomik ve sosyal avantajları çok, bu yüzden... Dolayısıyla Amerika’yı güçlendiren diğer ülkelere göre daha progresif ve özgürlükçü kılan anahtar da burada: Manasız duygusallıklar, kronik kompleksler, inandırıcılığı zayıf mitler ve melankoli üzerine inşa edilmiş bir akılla değil, gerçekler üzerine kurulu pragmatist ve iyimser bir akılla hareket ediyor Amerikalılar.


Bugün ölüm orucuna dönüşen açlık grevlerinin 52. günündeyiz.
Ölüm sınırı olan 60. güne yaklaşan grevci Kürt mahkûmlarının istemlerinden biri de anadilde eğitim. Ancak bu konuda sadece hükümet değil oldukça büyük bir kalabalık, sadece ıslık çalıyor ve taviz verilir endişesiyle hiçbir adım atmıyor. Oysa Kürtlerin de diğer etnik grupların da kendi anadillerinde eğitimleri ne o kadar zor ne o kadar korkulası bir şey. Hatta bu talep neden hükümetten değil de BDP ve PKK’dan geliyor diye sorası geliyor insanın. Çünkü eğer bir halkı ortak bir toplumsal ideale doğru motive etmek istiyorsanız, onları oldukları gibi kabul etmeye mecbursunuz. Kabul edeceksiniz ki daha mutlu, üretken ve verimli olabilsinler. Oysa bizde Muhsin Kızılkaya’dan tutun, hangi Kürt aydınının kişisel tarihine merdiven dayayıp inerseniz inin, orada Türkçe bilmediği, öğrenmekte zorlandığı için öğretmeninden dayak yiyen bir Kürt çocuğunu görüyorsunuz.


Amerika’da anadilde eğitim var:
Kürtlerin bu sıkıntılardan kurtulmasının tek yolu ise bir kısım Türklerin bu küflü ve kötü koku yayın inadını bırakmaları... Bu tayfaya Amerikan deneyimine bakmalarını öneriyorum. Türkiye nüfusunun yarısı kadar yani 34 milyon kişinin İspanyolca konuştuğu bir ülke Amerika. Nüfusun yüzde 13’den fazlası evde İngilizce dışı başka bir dil konuşuyor. Nitekim Chicago’da yaşayan dilbilimci Prof. Gülşat Aygen’le bir görüşme yaptım. Aslında dâhi bir dilbilimci olan Chomsky ile çalışmış Aygen. Amerika’da 1800’lü yıllardan beri anadilde eğitim olduğunu söylüyor. Hatta bu anayasal garanti altına alınmış. Bush döneminde anayasadan çıkarılsa dahi uygulama fiili olarak aynen devam etmiş... Şu an 30 ayrı dilde anadilde eğitim var. Aygen’e göre anadilde eğitim Kürt çocuklarının Türkçeyi daha iyi öğrenmelerini kolaylaştıracak. “Bu konuda eğitmen bulmak da sorun değil, kısa ve uzun vadeli çözümleri belli ve çok kolay” diyor. Aygen’ e göre iki dili çok iyi konuşup yazan bir kuşakyetiştirmek Türkiye için büyük bir kazanım.


Türkiye Ortadoğu’da etkin olmak istiyorsa, o coğrafyanın farklı bölgelerine dağılmış Kürtlerle iyi ilişkiler kurmaya mecbur. Bu ilişkiyi her boyutta sağlıklı yürütebilmesi için de Kürtçeyi ve Türkçeyi iyi bilen iç Kürtlere ihtiyacı var.


hidirgevis@yahoo.com twitter.com/ hidirgevis

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

#navbar-iframe { height: 0px; }