12 Mart 2008 Çarşamba

Amerika'nın Aşkalesi



Hıdır Geviş -New York
Toplama kampları bir tek Nazilere özgü bir marifet sanılır, oysa tarihte pek çok ülke bu yönteme başvurdu. 2, Dünya Savaşı sırasında bazı devletler içlerindeki "yabancıları" düşman görme histerisine kapılarak "temizlik" harekati başlattılar ve bu yabancıları toplama kamplarına sürdüler. İnönü rejimi, pek çok Hristiyan ve Museviyi Aşkale'deki kamplara kapatırken, dönemin Amerikan hükümeti de kendi toprakları içinde yaşayan Japon ve Alman asılli Amerikan vatandaşlarını benzeri kamplarda trajik bir yaşama mahkum etti.


Utanç sahibini takib eder. Ne kateddiğiniz yollar, ne tükettiğiniz zaman unutturur size utancınızı. Siz unutmak isteseniz de birileri size hep hatırlatır.
Her insanın kendi kişisel tarihinde utanc duyduğu kesitler olabileceği gibi ülkelerin de tarihlerinde utanç duyduklari kesitler vardır. Örneğin, geçmişte toplama kampları kurmuş olmak, tarihiyle yüzleşebilme cesareti göstermiş bazı devletler için, utançların en büyüğüdür...

Nedir bu toplama kampları? Dünya, popüler anlamda toplama kampı kavramıyla İkinci Dünya Savaşı ertesinde tanıştı, yani Almanya'daki Nazi rejiminin çökmesiyle birlikte.

Naziler, özellikle 1940-45 yılları arasında, başta Museviler olmak üzere, Çingeneleri, Eşcinselleri,
Koministleri ve öteki muhalif ve azınlıkları Auschwitz, Buchenwald, Lublin ve daha pek çok toplama kampına toplayıp olüme mahkum ettiler. Bu kamplar bir çeşit yarı açık hapishaneyi andırıyordu ve buralara hiç bir suçu olmayan, hiç bir şekilde yargılanmamış insanlar konuluyordu. Bu suçsuz insanlar sırf devlet tarafindan "tehlike" olarak görüldükleri için oraya konuluyorlardı. Üstelik bu kamplardaki yaşam koşulları tümüyle insanlık dışıydı.

Almanlar kampları maden ocakları ve uçak fabrikalari gibi büyük tesislere yakın inşa etmeye özen gösterdiler. Bundaki maksat ise kampa doldurulanları bu fabrikalarda bedava iş gücü olarak kullanmaktı.

Nitekim bu iş gücünün, Alman ağır sanayinin ayakta kalmasına büyük katkısı oldu. Günümüzde hala varolan bazı çokuluslu Alman şirketleri bile bu iş gücünden yararlanmayı ihmal etmediler. Bu fabrikalarda yeterince hızlı çalışmayanlar, gaz odalarında yakıldı, cesetleri sabun yapımında kullanıldı. Aç ve susuz bırakıldılar, hastalanıp ölmelerine seyirci kalındı, işkenceye uğradılar, iğrenç tıbbi deneyler için kullanıldılar.

2. Dünya Savaşı döneminde Toplama kampı yöntemini kullananlar sadece Naziler değildi. O dönem Amerikan yönetimi de Amerikan topraklarında yaşayan Japon ve Alman asıllı Amerikalılar'ı toplama kamplarına doldurdu ve Onlara hiç bir zaman unutamayacakları bir trajediyi hediye etti. Aynı dönemlerde Japonya da Çin Kore ve Güney Dogu Asya'da toplama kampları kurarak buralara o ulkelerdeki batılıları hapsetmişti.

Savaşın sis'i ortadan kalkınca, bu kamplarda yaşananlar bütün çıplaklığıyla ortaya çıktı. Ama esas olarak bu utanç dönemini bütün dünyanın hafızasına yerleştirenler, acısına sahip çıkmayı bilen onurlu Musevi aydınlar oldu. Bu ayndınlar, yaptıkları filmlerde, oynadıkları tiyatro oyununda, çizdikleri resimlerde, yazdıkları kitaplarda, çıkardıkları dergi ve gazetelerde bir şekilde bu konuyu işleyerek, insanlığın böyle bir katliamı unutmamasını sağladılar.

Peki Nazilerle birlikte popüler bir anlam kazanan Toplama Kampları, dünyada bir ilk midiydi ya da bir son mu? Cevap Hayır: Ne ilk ne de sondu. Çünkü Toplama Kamplarının tarihi daha da gerilere gidiyor. Bir kere Almanlar bu fikri Ingilizlerden öğrenmişlerdi. Ingiliz hükümeti, Güney Afrika Savaşi (İkinci Anglo-Boer savaşı) sırasında, toplama kampları inşa ederek binlerce Afrikalı'nın ölümüne sebep olmuştu. Ancak çok şaşıracaksınız, İngilizler'de bu fikri Amerikalilardan almışlardı. Amerikalilar da Filipin Savaşı sırasında Filipin adalarında Toplama kampları kurmus ve özellikle gençlerden oluşan binlerce Filipinli'nin ölümüne
seyirci kalmısşlardı.

Simdi, toplama kamplarinin tarihi İkinci Dünya Savaşı'nın gerisine gidiyor da ilerisine gitmiyor mu? Cevap; evet gidiyor. Vietnam Savaşı'na kadar gittigi gibi, bugune kadar da geliyor. Çünkü pek çok kimse (Küba lideri Fidel Castro'da dahil) Amerikan yönetimince kurulan ve Ortadoğu'dan getirtilen "terörist" tutukluların barındığı Guantanamo adasındaki askeri hapishanelerin bir toplama kampı olduğununu iddia ediyorlar.

Gelin hemen tarih penceresini biraz daha aralayip bazı Toplama Kamplarına şöyle bir göz atalım:

AŞKALE:

Türkiye 1942 yılında Toplama Kampı kurarak ülkedeki Musevileri, Rumları, Ermenileri bu kamplarda topladı. Bu sonuca yol acan gelismeler, dinsel azınlıklara yönelik varlık vergisi çıkarılmasiyla basladi. Hiç itiraz hakkı tanınmadan 15 gün içinde bu vergilerin ödenmesi istendi. Böylece azınlıklar vergileri ödeyebilmek için malını mülkünü satmak zorunda kaldılar. 15 günde neyi kaça satacaksınız ki. Örneğin ünlü işadamı İshak Alaton'un ailesi, evi barkı satsalar da yetmedi ve evdeki kemanlarına da satılığa çıkardılar, ancak yine de yetmedi ve toplama kampına bir kurban vermekten kurtulamadılar. Vergileri ödeyemeyenler Erzurum Askale'deki Toplama Kamplarına gönderildi ve buralarda çalışmaya mahkum edildi. Ailelerin bütün kurulu düzeni bozuldu, her biri bir yana savruldu, bütun mal varliıklarını kaybettiler, ülkelerine olan bütün güvenleri sarsıldı. Aşkale'ye gidip de dönmeyenler oldu. Milli Şef İsmet Inönü rejimi azınlıklara onarılmaz bir trajedi yaşattı.



İNGILTERE:
Nazilerinkine benzeyen ilk toplama kamplarını İngilizler Güney Afrika'da kurdular. İlk olarak 100'ün üzerinde çadır kamp kuruldu ve buraya 30 bine yakın siyah Afrikali ile 100 bine yakın Boer (beyaz çiftçiler) konuldu. İnsani yaşama koşulları sıfır olan bu kamplarda önce çocuklar olmak üzere 30 binin üzerinde insan hastalıktan açlıktan susuzluktan öldü.

AMERİKA
Amerikan hükümeti, 1899 dan 1902 kadar süren Amerikan Filipin savaşında toplama kampları benzeri yerler kurdular. Bu kamplarda da binlerce insan yaşamını yitirdi. Peki hükümet bu alışkanlığı nereden edinmişti? Nereden edinecek, Kızılderililere de benzeri muameleler yapılmıştı. 1870 ve sonrasındaki Kızılderili Savaşı nda tehlike olarak görülen çoluk çocuk yaşlı genç kadın erkek Kızılderililer, yaşadıkları topraklardan sökülüp koparıldılar ve belli kamplara dolduruldular. Bu insanlar arasında binlercesi hastalik ve kötü yaşam koşulları nedeniyle öldü.

İkinci Dünya Savaşı na gelindiğinde ise bu kez Amerikan hükümeti kendi toprakları içinde kendi vatandaşları için toplama kampları kurdu. Özellikle 1941'de Japonların Pearl Harbor'ı bombalamasının ardından ülkede Japonlara karşı inanılmaz bir paranoya gelişti ve her "çekik gözlü"ye vatan haini gibi bakıldı. Özel bir kararname çıkaran Roosvelt yönetimi suçsuz günahsız sıradan 100 binin üzerinde Japon, asıllı Amerikalı'yı Texas, Idaho, North Dakota, New Mexico, Montana gibi ülkenin çesitli eyaletlerinde kurulan kamplara koydurttu.

Benzeri muamele İtalyan ve Alman asıllı Amerikalılaria da yapıldı. İnsanlar işini, evini, düzenini, mutluluğunu, her şeyini kaybettiler.


SOVYETLER BİRLİĞİ
Kimi kaynaklar, geçmişte Sovyetler Birliği adıyla anılan ülkede 476 ayrı toplama kampı olduğunu iddia ediyor. Her bir kamp kompleksinin kendi içinde onlarca başka kamplar içerdigi de iddialar arasinda. Devrimin ilk yıllarından yani 1920lerden başlayıp 50'lere kadar, bu kamplarda milyonlarca insan geçti ve milyonun üzerinde insan yasamını yitirdi.

Bu arada sadece yukarıda sayılı ülkelerin gunahını almamak lazım. Dünyanın dört bir yanından onlarca farkli ülke, toplama kampı kurma utancını yaşadı.

Allah hiç bir devlete zeval vermesin vermesin ama hiç bir olağanüstü durumun gücü de bizi başkasına düşman etmeye yetmesin.


-------------------------------------
Yukaridan asagiya RESIMLER:

resim-1:
Snow Falling on Cedars (Kar dusuyor sedir agaclarina): Bu film, yarali bir ask oykusu etrafinda, 2. dunya savasi Amerika'sindaki Japon asillilarin yasadigi trajediyi dokunakli bir dille anlatiyor.

resim 2:
Nazi Toplama kampindaki tutuklular.

resim 3:
işadamı İshak Alaton

resim 4:
Amerika'nin California eyaletinde Japon asilli Amerikalilar'in yerlestildigi bir Toplama Kampi

resim 5
japon asilli amerikalilar toplama kamplarina yerlestirilirken

resim 6:
Sibirya'daki bir toplama kampi:

SHOWTVNET.COM

1 yorum:

  1. Değerli blog yöneticisi sitenizden çok yararlanıyoruz ve önemli bilgiler veriyorsunuz. Diş doktoru olarak başarılarınızın devamını dileriz.

    YanıtlaSil

#navbar-iframe { height: 0px; }