27 Aralık 2007 Perşembe

TARAF GAZETESİ YAZARI HIDIR GEVİŞ YAZILARINDAN SEÇMELER



Vibrator ağacı ve Sex oyuncakları

Hıdır Geviş/New York


Bugünlerde hangi arkadaşımın evine gitsem bana yeni aldıkları sex oyuncaklarından bahsediyorlar. Oyuncaklarını gösterenler bile oluyor. Ortada garip bir rastlantı olmalı: Ayın beyazından mı güneşin sarısından mı bimiyorum ama bu oyuncak hikayesi nedense son bir haftaya denk geldi.

Anlayısşiz biri değilim, öyle olsam kimse benimle bu tür şeyler konuşmazdı. Ancak bazen iş çok garip noktalara varıyor. Geçen gün, bir konser öncesi arkadaşlarla birlikete Ran’ın evinde bulusmaya karar vermiştik. Bir iki kadeh bir şey içip, sonra da konsere gidecektik. Ancak kapıdan içeri girmemle ağzımı bir karış açmam bir oldu. Çene kemiklerim yuvasından çıktı sandım.

Oracıkta duran Christmas agacının üzerinde, incik boncukların yanı sıra, bir de keçi boynuzu gibi sarkan vibratörler asılıydı. Renkleri pembeye çalan bu nesnelerin hepsi de kocamandı. “Ne hayal gücü” diye geçirdim içimden. 40’ında bir adam olan ev sahibi Ran, “kimse benim kadar şakacı olamaz” diyerek saşkınlığım karşında eğlenmeye çalıştı. Bill ise hemen lafı yapıştırdı tabii: “Bu sevimli şeyler, senin eskilerin olsa gerek?”

Yukarıda sözünü ettiğim Ran’ın her Pazar kiliseye gittiğini ve Christmas’ın da dini bir bayram olduğunu hatırlatırım. Şikayet etmiyorum; biliyorum ki ben tuhaf, arkadaslarım tuhaf.

Ne yalan söyleyeyim, bana güvenip de evdeki oyuncaklarından bahseden arkadaşlarımdan aslında çok şey ögrendim. Anladım ki vibrator, günümüzde arkeolojik bir sex oyuncağına dönüşmüş ve pabucu dama atılmış. Şimdi artık, Pençeli Jack, Turbo Dil , Kemirgen, Ahtapot Başı, Türbuşon, Zevk Fişi, Yaramaz Slikon, Sonda, Ballı Ayıcık ve daha Türkçeye çevirmesi çok zor bir sürü alet edavat var. Bunların arasında kullanması öyle komplike olanları var ki yardım için eve bir teknisyen çağırmak gerekebilir.

Konu iyice kafama takıldi. Biraz daha kurcalayınca daha da ilginç şeyler öğrendim. Amerika’da, son dönemde sex oyuncağı tüketiminde büyük bir artış yaşanmış. Sektöre hızlı para akışı, ürünlerdeki çeşitliliği ve yaratıcılığı da olumlu yönde etkilemis tabii. Dile kolay, bu pazardan kazanılan paranın her yıl 8 milyar ile 12 milyar dolar arasında değiştiği söyleniyor.

Bu arada, sex oyuncağı tüketimi konusunda, başka ülkelerin de hakkını yemeyelim. Örneğin Kore’nin! 2004 yılında fahişeliğe sıkı yasaklamalar getiren Kore’de, şişme kadınlar, otellerde saati 25 dolardan kiraya verilmeye başlandı. Böylece sex yapamamaktan sinirleri gerilen Kore erkekleri ,sex oyuncakları sayesinde rahatladılar. Ama ülkede plastik şişme hayat kadınlarına bile tahammül edemeyenler oldu. İşte bu bağnaz kesim, plastik kadınların da yasaklanmasını istedi.

Öte yandan, Kore demişken bu ülkenin Güney komşusu Çin’le ilgili önemli bir noktayı hatırlatmadan geçmek olmaz. Sex oyuncaklarının yüzde 70’i bu ulkede imal ediliyor. Anlayacağınız Çin neredeyse tüm dünyayı tek başına tatmin ediyor.

Peki sex oyuncaklarının peynir ekmek gibi satılmasının sebebi ne? İnternet bu konuda büyük bir etken. Çünkü insanlar utangac, yani sex malzemeleri satan bir dükkana (Nedense New York’daki bu tür dükkanların sahipleri Hintli) kolaylıkla girip istedikleri şeyi beğenip alamıyorlar. Ancak internetten sipariş vermek kolay. Siparişini verdiğiniz oyuncaklar paketlenmiş olarak geliyor ve komşularınız da içinde ne olduğunu anlayamıyorlar. Oyuncaklarınızla başbaşa kalınca utangaçlık falan kalmıyor tabii.

adameve.com sitesi bu tür oyuncaklar satıyor örneğin. Bu firma yetkililerinden Katy Zvolerin, 4 milyonun üzerinde müşterileri olduğunu söylüyor ve özellikle kadınların internetten sipariş vermeyi yeğlediklerini belirtiyor.

Unutmadan, bu oyuncaklara verecek parası olmayanlar için, internette bazı siteler var: Nasıl kendi el yapımı sex oyuncagınızı yapacagınızı öğretiyorlar. Mesela homemade-sex-toys adlı site bunlardan biri. Burada, içine patlamiş mısır konulan büyük kağıt bardaktan yahut bozuk bilgisayar kasasından nasıl sex oyuncağı üretileceği öğretiliyor.

Şimdi, bazıları diyecek ki “bunlar şeytan işi” (ki doğrudur, olabilir, seytansız bir hayat düşünmek zor!) bazıları da diyecek ki bunlar kapitalist düzenin şuysu buysu. Ben de diyorum ki bunlar kalu beladan beri var.

Mısır duvar çizimlerinde kadın dansçıların yanlarında dev ebatlarda kalkık penis taşıdıkları tasvir ediliyor. Yunanlılar’daki Olisbos da keza vibratörün ilk versiyonlarından biriydi. Yine eski Çin’de ilişkideki keyfi artırmak için, keçinin gözkapağından (kirpikleriyle birlikte) penis yüzüğü yapılıyordu. Rönesans İtalyası’nda ise Yunanlılar’ın Olisbos’u “Dildo” (Amerikan Ingilizcesinde de dildo deniliyor) oldu. Genellikle deriden ve ağaçtan yapılan dildonun zeytinyağıyla kayganlaştırılması tavsiye ediliyordu.

Nerden nereye geldik değil mi? Hadi ben gidiyorum.

TARAF gazetesi yazarı Hıdır Geviş /New York

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

#navbar-iframe { height: 0px; }